Neden İflas Ediyorlar

Borclanma, banka, maliyet, finans



Zengini de fakiri de sonuçta mezara girecek. Onun içinde varlıklı olmanın bir anlamı yok. Genç iken nasıl olsa karnımız doyar. Üstelik fak-fuk fonu ne güne duruyor. Elektriği kaçak alırız. Birde yeşil kart aldın mı tamamdır. Yaşlılık da devlet bize bakar. Yaşlılık,  sakatlık, dul aylığı var. Çalışmak için bir sebep var mı? Nasıl fikir ama! Bunca olanaklar varken iflas etmek en mantıklısı; varlıklı ve başarılı olmak çok zor. İflas etmek için bireysel ve kurumsal anlamda yapılması gerekenler o kadar çok seçenek var ki yeter ki isteyin başarı garantili yöntemlerdir

Üstelik çalışmak; bir takım insanların çıkarlarının devamını sağlamak için kullandıkları bir terimdir. Bizler bunu yemeyiz onun içinde çalışmayacağız. Madem bu devletin vatandaşıyız bize bakmak zorunda. Birkaç yandaş gazeteci buldun mu biraz gözyaşı, garibanizim, duygu sömürüsü ile elde edemeyeceğimiz ne var ki. Olmadı devleti tehdit ederiz. Hem devletten kişi başı daha fazla gelir bekleriz hem de yatırımlarına ve icraatlarına karşı çıkarız. Devlet olmasa devlet karşıtı dernekler ve kuruluşlar var onlar bakar.

Bireysel anlamda iflas etmek için öncelikle kendinizden başlayalım. AHP üye olalım. Kazandığınız bütün parayı eğlence, alkol, sigaraya harcayalım. Nasıl olsa buluruz. Öğrenmek ve kendimizi geliştirmek için boşuna zaman harcamak mantıklı değil. Başka birileri yapsın! Üstelik biz her konuda bilgimiz var. Öğrenmek bize göre değil!. O bilgisizlerin işi. Kim gidecek öğrenmeye zaman ayıracak. Arkadaş sohbeti, Telefonda boş muhabbet, İnternet, kahvede okey oynamak evde televizyon izlemek var iken.

Hayat hesap yapacak kadar kısa. Onun için de hesap, kitap işlerini bırakalım canımız nasıl isterse öyle yaşayalım  Kullanmadığımız birçok özellikli son model telefonlar. Marka elbiseler ve ayakkabılar, sigaranın en pahalısı, bankadan ipotekli araba ve konut. Cüzdanda en az 4 bankanın kredi kartları. Bunlara ulaşmak zor değil.  Bir işe geçici olarak gireriz orada 1 yıl çalıştıktan sonra 150.000 TL konuta mal sahibi ile anlaşır, bankadan 230.000 TL kredi için başvuru yaparız. Nasıl olsa biri verir. Ondan sonra 150.000 mal sahibine verdik mi? Geri kalan para ile beyaz eşya, marka elbise ve ayakkabılar, telefon ve araba alırız.

Nasıl en hızlı şekilde iflas ederim? Öncelikle bir yerden elinize nakit geçtiğin de bir işletme kurmak için sağdan soldan bilgi toplayalım ne olduğu çok önemli değil. Birileri bana patron diyecek! Kolay mı ? Hiçbir bilgimiz olmayan işe dalarız. Yöneticilik, girişimcilik ve işletmecilik gibi kavramlar zaten bizde doğuştan var. Öğrenmeye gerek yok. Ne kadar akraba, arkadaş, memleketli, eş dost var toplayalım. Elaman alımında en önemli nitelik maaş olsun. En ucuza kim çalışırsa en iyisi o.

İş yapmayalım ama Milet bizi iş yaparken görsün. Onun içinde kartvizitimize doldurmak için ne kadar sektör varsa ekleyelim. Ne kadar fazla olursa o kadar itibarımız artar. Hiçbir şekilde kimseye danışmayalım. Bizde onlara para kaptıracak göz var mı? İşlerle ilgilenmek yerine es dostu ofiste ağırlarız saatlerce çay, kahve muhabbeti yaparız. İş planı ve takibi yapmak bize göre değil yarın çuvala mı girdi, Yarın ola hayır ola!

Elimizde bulunan birkaç lira var. Rahatsızlık veriyor ne yapalım. Hemen bir forex, borsa hesabı açalım. Bizim bir arkadaşın akrabası var. Onun arkadaşının akrabası çok para kazanmış!  Bilgiye ve anlamaya gerek yok muş çok basit! Bir yılda en az 4 kat kazandırıyor. Olmadı bize kazandırmayacak yatırım yapalım. Sayısal loto, milli Piyango, şans topu, at yarısı ne kadar çok yatırırsan o kadar misli kazanırız.

Müşteri dediğin kim ki? Biri gelir biri gider. Birinin gitmesi ile mi iflas edeceğim. Üstelik 2 kuruş için insanların ağız kokusu çekilir mi? Onların dırdırı bitmez zaten hiçbir zaman memnun olmazlar. Onun için hiç onları dinlemek sorunlarını çözmek mantıklı değil. Memnun olmayan gelmesin zorla mı getiriyoruz? Ne kadar yüz verirsen o kadar tepene çıkarlar.

Ekip yönetimini ve organizasyonu o kadar güzel yapalım ki. Bize ne kadar çok yaranmaya çalışan varsa onu en önemli göreve getirelim. taraf tutalım. Yüzü gülmez kendini beğenmiş olanları müşterilerle bire bir ilgilensinler. Gelen insan o kadar pişman olsun ki bir daha gelmesin. Ürün iade etmek veya sorunlarından dolayı bize gelen adama o kadar ciddi davranalım adam kendini mahkemede zannetsin

Maliyetleri kontrol altına almak sadece elaman aylıklarından ve ham madde alımından sınırlı kalsın. Boşa harcanan kaynaklar önemli değil. Yetersiz üretim, fire, fazla üretim, borçlar ve faizleri, yatırımın eskime oranları, makine ve tesisatın yıpranması maliyet değildir. Her zaman iş yerini açmak maliyetleri artırır. Onun için müşterinin gelmediği zamanlarda, yağmurlu havada, kar da kışta, yazın tatilde, okular açıldığında, havalar sıcak olduğunda, soğuk olduğunda iş olmaz. Sabah 8 de açmak yerine 11 de gelmek daha iyi aksamda 6 gideriz. Haklı değil miyim?

Bahane mi onlar da hazır. Kimseye güvenilmiyor, maliyetler çok fazla, bu iş de para yok, Hükümetin yanlış politikaları, kader böyle imiş, arkadaş kurbanı oldum, sistemin çarkları arasında kaldım, parayı beli bir kesim elinde tutuyor, Taraflılık var, dolar yükseldi, hasta oldum, babam izin vermedi, bu işin mafyası var. Çevrem yok, elimden kimse tutmadı. Merak etmeyelim her zaman yandaş buluruz 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder