Girişimcilere ve Zengin olmak İçin Kendi İşini Kurmak İsteyenlere Bedava e kitap






















(Türkler Zengin Olamaz! )







__________







(Abit Gülistan )

























(TÜRKLER ZENGİN OLAMAZ )

Copyright © 2014, (Abit GÜLİSTAN )




Tüm hakları yazarına aittir. Yazarın izni alınmadan kısmen veya tamamen çoğaltılması veya farklı biçimlere çevrilmesi yasaktır. 




Hayat Ne Zaman Başlar ? 




Hayat denilen yaşam maratonu doğduğunda değil farkında olduğumuzda başlar. Sizlerde hayatınızın mali yönünü sorguluyor ve hayatınızla ilgili sorulara cevap arıyorsanız bu kitap sizlere hitap ediyor. Özelikle 18 yas ile 30 yaşındakilerin okumasını tavsiye ediyorum. Yaşınız 40 geldiğinde bir ah veya keşkelerle kederlenmek istemiyorsanız! Öyle insanlar farkı bazı şeylerin farkına 40 dan sonra varıyor o zamanda iş işten geçmiş oluyor.Çünkü o yaşta insan bir çok fikirleri kalıplaşmış hayatında bazı kararları almak ve uygulamak için çok geç kalmış olur.

 İnsanımız birilerini mutlu etmek veya el alem ne der diyerek çevrenin etkisinde çok kalıyor. Gençliğin verdiği cahillik ve olgunlaşmamak mantıklı kararlar yerine duygusal kararlarla hareket etmesine neden oluyor. Bu kitap hayatına yeniden yol vermek isteyenlere hitap ediyor. Sizler çok iyi bir eğitimden, mali bilgiden yoksun hata hayatınızdan memnun olmaya bilirsiniz. 

Birileri size yol göstermemiş akıl danışacak birileri olsaydı keşke demek yerine Hayatınıza yeniden doğmak ve yeni bir başlangıç için kendi kendinizi eğitmek zorundasınız herkes zengin olarak doğmaz yada o kadar şanslı olamaz ama aradaki farkı kapatmak tamamen kişiye bağlı bir durumdur. Bir şeylerin farkına vardıktan sonra değişim için katı kurallar almalısınız yada hayatınızda geldiğiniz gibi gidersiniz.

 Önemli olan kendinize olan güven ve kararlarınızı uygulamak için yılmadan mücadele ederek amaçlarınıza ulaşmaktır buda bir tek size ve elinizdeki olanaklarınızı nasıl kullandığınıza bağlıdır. Kimi kötü olaylardan dolayı kederlenerek içine kapanırken kimde ders alıp hataları bir daha yapmamak için küçük ama emin adımlarla ilerlerler. 



İçindekiler






Paranın Hayat da Önemi 

Fakirlik iyimi Fakir Olmanın Faydası

Fakirlik Nedeni Alışkanlıklarımızdır 

Parayı Yönetemiyoruz Onundan Dolayıda Fakiriz

Bizde Akılı insan Çok. 

Türkler Neden Zengin Olamazlar 

Para Döngüsü 

Türkiye'de İşletmecilik ve Girişimcilik 


Ne Kadar Paramız Olursa Zengin Oluruz. 

Sans mı fırsat mı 

Aile Faktörünün Etkisi 

Başarılı Olmak Başarısız Olmaktan Kolay mı ! 

Bu Ülke değişmez  Oğlum.

İşletme Kültürü ve Finansal bilginin Önemi 

Aile Bütçesi Hazırlamanın Önemi 

Nakit Yönetimi

Geleceğimiz Gençlerin Elinde.

İnsanlar Parayı Nereden Kazanıyorlar 

Önsöz

Ne iş yaptığınız yada ne kadar kazandığınız hiç önemli değil!  finansal farkın dalık yaratarak zenginliğinize zenginlik katacak ve fakirlikten kurtaracak fikirleri bu kitapta bulacaksınız. İster yönetici, devlet memuru, esnaf, iş adamı, iş kadını firma sahibi, hanımı, ev  kızı, öğrenci, emekli yada asgari ücretli çalışsan biri olun. Zengin olamak her toplumun ve bireylerin umut ettiği ve hayalini kurduğu yaşam biçimidir. Ancak zengin olmak için toplum olarak bilinçli üreten bir toplum olursak bu mümkündür onun içinde işletme yatırım ve finansal konularında bilgi sahibi olunmalı kendimizi psikolojik olarak da hazır his etikten sonra elimizdeki kaynakları en iyi şekilde değerlendirerek Ülke olarak katma değerli ürünler ve hizmetler üreterek dünyanın her yerinde pazarlanmalıdır. 

Bu da ancak bilinçli insanların yetişmesi ile mümkündür. Ülke nüfusundan daha önemli olan üreten insan sayısıdır. Dünyada söz sahibi olmak yada zengin bireyler olmak için bilgiyi üretmelisiniz bunun içinde bilim ve ürün geliştirmek için araştırmayla,  geliştirmeyle mümkündür. Birilerinin yaptığını yaparak sadece geride kalan toplum oluruz o zamanda zengin ve refah toplum olmak ancak hayallerde kalır. Her bir birey bir amaç belirleyerek Ülkesi ve kendisi için çalışmalıdır. 


Paranın Hayat da Önemi !!


Bir beden ne kadar güçlü olursa olsun kan yoksa o benden ölür. Son derece harika makineler ve araçlar yakıt olmadığında bir demir parçasıdır. İşletmeler de bu neden le nakit yönetimi son derece önemlidir. Ne kadar çok ciro yapsanız da, gelir ile giderler dengesi olmalıdır. Bir düşünün, aylık milyon TL ciro yapan firmalar bir anda yok olabiliyorlar. Bunun birçok nedeni vardır ama en önemlisi Nakit yönetimidir 1+1 =4 yapmanın başka bir yolu yok onun için paranızı yastık altı yapmak yerine sizlere daha fazla kazandırması için yatırım araçlarına yâda sizlere aktif gelir sağlayan işletme ve gayrimenkul yatırımı iyi seçenektir.




Hiç şüphe götürmez ki borsa ve yatırım fonları, vob yada forex den de para kazanmanız mümkün ancak bu yatırımdan çok bir iş dir onun için bütün zamanınızı alır ve son derece eğitimli ve tecrübeli olmanız gerekir ve son derece de stresli bir iş dir. Son model telefonlar yada son model otomobil büyük bir ev bizlere para kazandırmaz bunları aktif gelir olana kadar aksi takdir de pasif dir. Bankalar sizlere evin aktif bir yatırım olduğunu söylerler doğru ama onlara göre çünkü otomobil ve konutlar size para kazandırmıyorsa pasif dir 

Bireysel veya kurumsal fark etmez, genelde kazanmadığımız paraları harcama ve lükse tutkun oluşumuz, özenti halinde yaşadığımız için gelirlerimize bakmadan en iyi Şartlarda yasamak için kredi veya nakit borçlanmaya gideriz sonuç da bu denge bir türlü sağlanamaz ve uçurum daha fazla açılır bir gün elimizdekiler de gider.

Elinize bir kâğıt alın ve aylık gider ile giderleri kalem olarak yazın ve sonra toplayın gider gelir dengeniz nedir aylık gideriniz gelirinizin 3 de 1 den az işe sorun yok 3/2 gider işe yeni para kaynakları bulmanız ya da maliyet kontrolü yapmanız gerekir. Maliyet kontrolü uygun urun ve kalitesiz demek değildir, Aynı kalite de ki urunu daha uygun almanın yollarına bakın gerekirse pazarlık yapın 3/3 işe günlük yasıyorsunuz demek dir her an çok kötü bir tablo karşınıza bir anda çıkar hemen tedbir almanız lazım


İyi bir nakit yönetimi için sizlere öneriler de bulunmak benim işim değil ama hayat da zengin olmak ve her zaman rahat etmek istiyorsanız bireysel ve kurumsal nakit tablosunu her zaman yaparsanız ileri ide ne ile karşılaşacağınız bilirsiniz ve amaçlarınıza uygun yaşarsınız ve istediğiniz zaman istediğinizi elde edersiniz, bir miktar zaman olarak ertelemek de sorun yok borç dan dolayı kapıyı çalmasınlar 



Fakirlik İyi mi Fakir Olmanın Faydaları ve Zararları


Bütün insanlar dünyaya eşit gelir. Bunun aksini kim söyler ki? Her insan boş bir beyin, gelişmesi gereken beden ve kişilik ile dünyaya gelir. Ancak hayata gözelerini açtığı ortam çok farklı olur. Kimi varlıklı ve eğitimli bir ailede kimi bir gecekonduda kimi de bir barakada ve eğitimsiz bir ailede hayata merhaba der. Yani kısaca hayata yenik baslar. 

Bu kadarda da bitmez hayat fakir olan insana o kadar darbe vurur ki kimi zaman yiyecek bir ekmek kimi zamanda yatacak bir yeri dahi olmaz. Olanaksızlık dan eğitimi yarım bırakanı mı ailesinden ayrı kalmak zorunda olmaları da eklenir. Yasadığı ortamda sağlık tehlikesi ve sosyal çevrede küçümsenmesi kendi içine kapanması da eklenmeli. Yaşıtları oyunlarda ve ailesinin yanında sıcak ortam da hayat sürerken o gider birkaç kuruş kazanmak için çalışmak zorundadır. Hayat iste ne yaparsın herkese eşit davranmıyor! Zaman gelir yasama elveda demek bile gelir içinden. Kendi ailen de ve çevrende bir yabancı gibi garip garip durur konuşmaya dahi korkarsın. 


Fakirlik denilen hayat öğreticisi çok kadar ve zalim bir insan gibi en ufak bir hatanın bedelini sana çok ağır öde dir. Hiç affı ve sakası yoktur. Kimi zaman hayatın bile riske girer. Bir de çevrende zalim ve çıkarcı insan yüzlü kurtların içine düşersen al sana katmerli acı dayan dayana bilirsen buna bir insan ne kadar katlanır. Ancak bu yaşam savasında aynı anda hayat sana insanları tanıma fırsatı verir. Başarmak dan başka çaren kalmadığı için mücadele ruhun ve kişiliklerin son derece gelişir çünkü başka kimseden sana fayda gelmeyecek gelse de seni kullanacağını bildiğin için sen istemezsin. 


Böyle bir ortamda tek yol kendi kendine yetmeyi öğrenirsin, elindekileri en iyi şekilde nasıl değerlendirsin yarın ne olacağını bilemediğin içinde geleceği düşünerek hayat sana planlama dersi verir. Elindekilerin değerini anlarsın ve onları koruman gerektiğini de Fakirlik sana bunları öğretirken. Varlıklı insanlar kişisel gelişim seminerlerine ve özel derseler almak için para verirler. Ondan dolayı ora da fakir insan görünmez çünkü hayat ona uygulamalı öğretmiştir. Hiç aynı olur mu biri bire bir uygulamalı diğeri tarifi 

Özelikle son yıllarda iş dünyasında başarılara imza atmış insanların incelediğinizde büyük çoğunluğun fakir bir aileden geldiğini görmemek olamaz. Nitekim bu gün Anadolu’dan bir çok büyük iş adamları çıkmakta ayrıca kobi lerin büyük bir oranda yönetenler ve işletenler bir zamanlar fakir insanlardır. Bir kaynak da okumuştum ‘Üniversite eğitimi almış fakir insanların %84 ü ileride varlıklı oluyor. Özel okullarda okuyanların ise % 52 si’ Tabi istisnalar kaideyi bozmaz. 


Eğitim çok önemli bir etkendir. Ancak ne kadar iyi okullarda eğitim alırsanız alın eğer mücadele ruhunuz yoksa öğrendiğinizi uygulama da sorunlar yaşarsınız. En ufak bir olumsuzluk da vazgeçersiniz ve bir daha asla girişim yapamazsınız. İs de tam da bu nokta da fakirlik deki öğrendikleriniz devreye girer ve sizi yolda tutarak devam etmenizi sağlar. Su da çok daha tuhaf ki en zenginlerin çoğu fakirlik den dolayı üniversite eğitimini yarıda bırakanlar göze çarpıyor. İlkokul mezunu olup da büyük işlerde imza atmış insanlar da var ancak bunlar 3 geçmez. 



Fakirlik Nedeni Alışkanlıklarımızdır 

Fakir ve zenginlik herkese göre göreceli bir kavramdır. Manevi yönden, duygu ve bilgi yönünden yada başka konularda zengin olabilirsiniz. Ancak burada anlatmak istediğim varlık yönünden zenginliktir. Bir insanın maddi durumunu belirleyen en büyük etken alışkanlıklarıdır. Bu alışkanlıkların temeli de aile de atılır. Toplumlarda alt gelir, orta gelir ve üst gelir gurup diye ayrılır. Bu üç grubunda kendine göre alışkanlıkları ve hayata bakış acıları farklıdır. Kısaca bu gün fakir yada zengin olmanızın büyük nedeni ailemizdir. 


Babalar, çocuklarınıza bir şey almak yerine ona sahip olması için neler yapması ve parayı kullanma yöntemlerini öğreterek paranın hayatta önemini anlatın. Siz bu gün fakirseniz bunun sorumlusu babanız. Sonra kendiniz. çok az kısmı bunun farkına varır ve çalışılarak iyi bir eğitimle üst sınıfa çıkar. Fakirlikten gelen Mücadele ruhu ile eğitimin verdiği bilgiyi bir arada kullananlar fakirlik denen döngüden kurtulurlar. 


Çocuklarınızın illerde zengin olmalarını istiyorsanız Çocuklarınıza hiç bir şey almayınız onun yerine almak istediğine sahip olabilmesi için seçenekler sunun. Böylece hem kendi öz güveni oluşur aynı anda da bir şeye sahip olmak için nasıl mücadele yapılacağını öğrenir. Para kazanmak sadece ihtiyaçlarını gidermek için değil ileriye dönük yatırımlar yapmak için olduğunu öğretin. 

Duygusal alış veriş, gereksiz harcamalar, birileri aldı diyerek bende istiyorum diyerek para harcamak yerine gelir getirecek işlere para harcayıp oradan gelen para ile istediğini alacağına sahip olması durumunda hem almak istediğine sahip olursun hemde düzenli gelire sahip olacağını öğretin kesinlikle almayın. Daha çocuk iken bile her istediğini almak yerine sadece 1 tanesine almaya imkanımız var kalan paradan sonra alırız diyerek para biriktirme, kazanma ve harcama konularında alışkanlıklar etmelerine yardımcı olun. 


Çocukları terbiye etmenin ve güzel alışkanlıklar kazandırmanın en kolay yolu kendimizi eğitmekten ve örnek olmaktan geçer. Sözle söylenenler ve yapılan farklı olunca çocukta umursamaz siz yapın örnek olun onlarda yaparlar. Sizler evde gelir gider hesaplamaları, harcama düzensizlikleri ve tutarsızlık sergilerseniz onlardan iyi olmasını beklemeyin. Çocuklar istediğiniz gibi olmazlar yetiştirdiğiniz gibi olur. 

Parayı Yönetemiyoruz Hayat başlangıcı para ile başlar para ile biter. İnsanoğlu para harcamadan hiçbir an yaşayamaz. Parayı yönetmeyi bizlere öğretmiyorlar. Dahası para ile ilgili konuşmak bile ayıp sayılır. Ailede hiçbir baba çocuğuna bırakın işletmecilik yapmayı, ticaret hayatını, iş hayatını, gelir artırma yönetmelerini parayı yönetmeyi, tasarruf ve harcamayı dahi öğretmiyorlar. Parayı yönetemeyen insanlarda hayat boyu para sıkıntısı çekiyorlar. 

Aylık gelir kişiden kişiye değişir ille herkes eşit para alacak diye bir kural yok. Aynı miktarda para harcayacak diye de bir durum yok. Önemli olan kendi gelirlerine göre giderlerini ayarlamak ve olduğunca birikim yada yatırım için bütçe ayırmalıdır. Bizlerde ailede olmadığı gibi okullarda verilen eğitimlerde bunun yakınından, uzağından bir eğitim yada birkaç saatlik bilgilendirme yok. 

Nitekim dinimiz parasal anlamda rahat bir hayat yasamak için bizlere peygamberler efendimiz aracılığı ile daha mutlu bir hayat yaşamak için örneklerle tavsiyelerde bulunuyor. Onun için savurganlığı yasaklarken lüks yasam, gösteriş yapmak, olanaklarının üzerinde harcama yapmalara onaylamıyor. Çalışmayı, bilimi ve fen bilgilerini öğrenmek ve öğretmek gerektiğini vurguluyor. 

İslam dinimizde iş hayatına dair birçok bilgiler var. Kesinlikle her anlaşmayı yazılı hale getirmeyi ve en az bir şahit huzurunda imza altına almayı, insanları kandırmanın yasak olduğu gibi ticareti bilimi, icat yapmayı kar oranları gibi iş hayatına dair çok geniş ve bugünkü işletmecilik mantığının temelini oluşturuyor. Bu kadar önemli olan konular neden dini eğitimlerin içinde verilmiyor aklıma takılıyor. 

Yoksa birileri bilerek bunların üzerinde durmuyor mu? Dinimiz daime yasayacak gibi çalısın derken yarın ölecek gibi ahirete hazırlanın derken bizlerde dini eğitim hep ahiret üzerine odaklanıyor ve dengeyi kuramıyoruz. Dini eğitimlerimizde yada ailede bu bilgiler verilmediği zaman Müslümanların dünyada söz sahibi olmasını beklemek saflık olmaz mı? Fakir insanın kime ne faydası olabilir ki. 

Onun için hem biz Türkler, hem de İslam dünyası bu konuda çok geride kalıyoruz. Bilgi ve teknoloji için diğer devletlere bağlı kaldığımızdan hep geride kalıyoruz. Sanki her şey Avrupa’da bizde hiç bir bilgi yada kaynak yokmuş gibi onlar ne derse onu yerine getirme düşüncesi var. Dünya çapında markalaşmak ve ticari tescili ürünlerimiz yok denecek kadar az. Türk markaları var gibi ancak yeterli değil ya geri kalan Müslümanlar olan Araplardan ne markası nede tescili bir ürünleri var sayılır. 

Eskiden güç parası olanda idi simi ise bilgi ve sermaye kimde işe güç onda. Onun içinde Müslüman devletlerinin yer altı ve yer üstü zenginlik doğal kaynaklarını genelde Avrupalı yada Amerikalı, İsrail firmaları işletiyor ve aslan payını alıyor. Üstelik orada gayrimenkul olarak arsa alımı yaparak resmen devleti parasal, ekonomik ve lobi olarak yön veriyorlar. Ailede ve dini eğitim verilen kurumlarda ve okullarda para yönetimi ve girişimcilik ve işletmecilikle ilgili bilgiler doğrusunda dini konular kadar eğitim ve sohbet olmadığı sürece parayı yönetemeyiz parası olanlar bizleri yönetir. 



Bizde Akılı Çok, İşe Gelince Ortada Kimse Yok 


Her toplumda mı bir tek bizim toplum da mı var? Bilmiyorum ancak bizim toplumda bol miktar da var hem de aramana da gerek yok onlar sizi bulur. Bizim insanlarımız çok zeki ve akıllı hem de beklenen den çok bu iyi de bir de bunu genç nüfus potansiyel de eklenince yapamayacakları bir şey kalmıyor ancak herkesin işinde uzman olması lazım. 

Aklınıza hangi alan gelirse bizim insanımıza sorun kesin söyleyeceği çok sözü vardır. Her iş de her konuda bilgiye sahipler ve en iyi kendileri bilir! İş, siyaset, yönetim, askeri hata tıp, din bile sorun söylesinler. Bilir kişiye ve işin uzmanına gerek yok. Onlar kendilerinin doktoru, avukatı, öğretmeni, psikologu, her şeyi olurlar kimseye danışmaya gerek yok. 


Bu kişiler bir bardak çay içene kadar şirket kurarlar, devleti kurtarırlar, borçları öderler, yüzlerce kişiyi as ve iş sahibi yaparlar. Olmadı evlendir üzerinde bir de ev, araba verirler. Sanki kendilerinden başka akıllı insan yok o konun uzmanları onun kadar düşünemezler. Kendilerine işin o kadar da kolay olmadığını söylediğinde de seni bile zor durumda bırakacak kelimeler kullanırlar. Siz de iş yok derler. 


Bu düşüncede ki insanları tanımak son derece kolay dır. Onlar da bir cahil cesareti var. Hiçbir işi bitiremezler söze gelince çok laf işe gelince yok olurlar. Her zaman kıvırmak için bir nedenleri var bu konuda hiç sıkıntı çekmezler. Kendilerine bu işin aslında böyle olduğunu ve bu şekilde yaparsan daha iyi sonuç alırsın dediğinde tehditkar Bir bakışla sen benim kim olduğumu zan ediyorsun ben bu hayat öğreneceğim her şeyi öğrendim der. Ben bilmem kaç yıldır bu işi yapıyorum senin bildiğin kadar benim unuttuğum var kelimeler adeta seri şekilde bir nefes almadan konuşur. 


Her işi kendileri yaptığı için danışmanlara da öğretmenlere de gerek duymazlar. Çocuğun eğitim için anaokuluna gönderip kim para verecek. Danışmana ne gerek var zaten ben biliyorum onlara ücret ödeyecek göz var mı bende derler. Kendilerinin 100 birime hal edeceği bir işi uzmanına 2 birim bedel ödemek için gider o işi 120 birime mal eder sonra da danışman parası vermedim diye ortalık da dolanır. Sonrada kendisine toplam maliyetini öğrenir ama iş iş den geçmiştir. 


Türkler Neden Zengin Olamazlar

Neden mi ? Çünkü Türk kültüründe girişimcilik, yaratıcılık, buluş, icat, değer yaratma, yatırım,finans, işletmecilik, pazarlama, reklam ve en önemli side okumak boş kavramlar romantik bir delilik olarak görülür ve dalga geçilir . Üretmek ve satmak üzerine kurulu hala toprak ve sanayi devrimden kalma düşünceler hakim.

Bunun nedeni hiç tereddüt yok ki bizleri yetiştiren öğretmen, aile ve çevrenin büyük payı var.

Daha insanın ilk öğrenme yıllarında; öğrenme ve deneme duygularına büyük bir darbe vurulur. Kendi kendine yetinmeye çalışmaya baslayan birey birilere tarafından yardım etmek niyeti ile başka biri tarafından yapılır ve bu çocuğun kendine olan güven ve duyguların gelişmesine olanak tanınmaz.


Toplum da hala para, mal, mülk, ticaret, girişimcilik varlıklı olmak dan söz eden insanlara diğer insanlar dalga geçer ve senin gözün yüksekler de sen mi? bırak bu işleri aklın hava da gibi söz ve davranışlarla alay edilir. En çok kullanılan cümlede ' biz böyle gördük babamızdan senden mi akıl alacağız '

Bir zaman sonra o dahi çocuk gider yerine uslu, kendi güveni olmayan korkak, bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mantığı ve zaten ben fikrimi ve düşüncemi de söylesem bir şey olmaz beni dinlemezler onlar daha iyi bilir der.Kendisinin belli kuralar ve görevler çevresinde yasaması, kimse yapamadıysa bende yapamam düşüncesi ile hareket eden birey kendisinin normal bir insan gibi yaşamasını kabul eder ve içinde ki o dahiyi öldürür

Kendine yeni görevler verir ben okuyarak ya devlet memuru olmaya yada bir firma da çalışsan vasat bir insan olamak için kendini şartlandırır olmadı baba mesleğine devam ederim der ve öyle yapar kendi nesillerine de öyle aşılayarak gelecek bir nesil yok olur

Sonuç olarak biz Türkler hala devlet ve birey olarak başkalarına bağımlı yaşamak sorunda kalırız. Kuraları onlar korlar biz uyarız. Bu çark öyle de devam eder ta ki bu toplum uyanıp da kendini hizli bir sekide gelişmesine kadar. bunun da tek yolu var. merak, okumak, araştırmak düşünmek ve uygulamak dır yoksa biz bu akılla bir arpa boyu yol almayız

Tarihi günleri yasadığımız bu zamanda insanlarımız ikiye bölündü. Bir taraftan bu ülke adam olmaz diyerek her türlü olumsuz düşünce ve sözlerle yapılan işleri ve gelişmeleri karalamak ve görmemezlikten geliyor. Olumsuz tutumlularının yanında Ülkemizin ve Milletimizin geleceğinden umutlu olup gelişmeler sevinçle karşılanmakta olanlarda var. Bunlara göre de Türkiye artık dönüm noktasındayız ve ilerlemeye devam edecek ancak Bu başarıların devam etmesi içinde bütün olmak zorundayız. Aslında bu kadar başarılı işleri karalamak isteyenlerin amacı kendi vicdanlarını rahatlatmak için çamur atmak yada birilerinin, kendilerinin çıkarlarını korumak adına Kendi çıkarlarını Ülkenin çıkarlarının önünde tutmaktır. . Hangi görüş ve düşünce olursa olsun yapılanları takdir etmek erdemliktir. Ne yazık ki yok! 

Bir toplumun zengin olması o ülkenin ve devletinde güçlü olması demektir. Ülke ile toplum ayrı düşünülemez. Ülkemizin güçlü ve sözü gecen bir devlet olması için askeri, işletme ve ekonomik olarak güçlü olması lazım. Onun içinde gelir dağılımından her kesimin pay alması gerekiyor. Ülkemizde tarımdan başlayarak sanayi ve teknolojik, savunma alanda son sistemle üretim yapılmalı ve Uluslar arası arenada de markalı ürünlerimiz bulunmadır. Bu zamanda firmalar ve markalar devletlerin önüne geçmiş olup askeriden daha çok ekonomik ve pazar için savaşlar yapılıyor. Hata sadece ekonomik ve ürünlerle ülkelere girerek yer altı ve yer üstü kaynaklarını el koyuyorlar. Örnek görmek isteyenler markalara ve bankalara baksınlar. 

Güçlü devlet için bilgili millet olmak zorundayız. Devletimizin çıkarlarını önce düşünmek zorundayız. Bireysel ve toplumsal olarak bizler zengin bir millet olur muyuz? Bu konuda karamsar olamam ama yol almamız gereken bir çok konular var. Bir çiçekle bahar gelmediği gibi bir kaç güzel sevindirici gelişmelerin kalıcı olmalı ve daha da artması gerekir. Bunun içinde bireylerin işletme yönetimi, girişimcilik, pazarlama, ihracat, üretim, icat ve finansal yönetim konularında bilgi sahibi olmalı aynı zamanda erdemli ve inançlı olmalıyız. 

Bizde hala iş deyince akla sabah işe gitmek, aksam eve gelmek bir firmada çalışmak yada devlet memuru olmak akla geliyor. Kendi işletmesi olanlarda sadece geçimini sağlamak için işletmecilikten uzak kendi işinin sahibi oluyorlar. Çoğunluk bayilik alarak ürün satmak yada hizmet sunmak için işletmeler kuruluyor bu da dar bir çevrede kazanç sağlıyor oysa ürünler için sınırsız bir pazar alanı olup dünyanın her yerinden müşterileriniz olabilir bu da size kazanç ve zenginlik olarak döndüğü gibi markanın yanında ülkenizde tanıtmış oluruz. 


Olumsuz duygularımın yanında olumlu ve beni heyecanladıran işe artık her ülkede kendi iş adamlarımızın olmasıdır. Yeteri kadar olmasa da gençlerimiz dededen kalma yöntemler yerine yeni yöntemlerle girişimcilik ve işletmecilik konularına ilgileri artıyor ve bu konuda eğitim ve araştırma yanında danışmanlıklar dan yararlanıyorlar. Bu da halkımızda işletmecilik, yatırım ve ekonomi konularında bilgileri artıyor. her genç insanın hayali arasına girdi kendi işini kurmak. Belki bu gün değil ama bir gün muhakkak güçlü devlet, bilgi düzeyi yüksek ve varlıklı, inançlı bir toplum olacağız. Bizlerin buna bir damla kadar katkısı olursa onur duymama neden olur. Zaten yazmamızın amacı da budur. Devletimiz de bu konuda gerekli çalışmaları yapıyor. 


Hayatın Para Döngüsü

Hayat para harcayarak başlar öldüğünde de harcamak bitter. İnsan nefes almadan yasar ama para harcamadan yaşayamaz. İnsan hayatında bu kadar önemli olan para döngüsü de kişinin varlık durumunu belirleyici etkendir. Sıradan bir insan doğduğu ailenin maddi durumu nasılsa kendisinin de büyük oranda aynı yada çok az değişiklikler olur. Hayatın kısır para döngüsüne kapılan insanlar kurtulmayı istemedikleri takdirde kurtulamazlar ve bu döngü devam eder. 

Sıradan bir insan dünyaya geldiğinde okulla gider okur meslek edinir, evlenir, ev eşyası alır ev alır, sonra çocuklar dünyaya gelir onlarında eğitime başlaması ile kısır döngü tamamlanır. Her ay para eve gelir gerekli ve gereksiz giderler karşılanır. Ay bası gelir aynı durum tekrar edilir ta ki çocuklar okuyup evlenene kadar. Onlarda aynı aile ortamından kaynaklanan eğitim ve parayı kullanma alışkanlığından dolayı aynen devam eder. 

Bu kısır döngüden çıkmanın tek yollu yatırımcı ve işletmeci bir zihniyete sahip olmaktır. Okuyarak eğitim görmek her bireyin kendisine yapacağı en büyük yatırımdır. Para döngüsünde ufak değişiklikler yaparak bu kısır döngüden çıkabilirler. Her ay faturaları yatırmak yerine öncelikle yatırım için para ayırmalı ve bu parayı işleterek para ile para kazanmayı öğrenmeli. Ev kirası vermek yerine kredi ile ev alarak kredi ödeme yapması ilk adımdan biri olur. 

Evde kişisel ve aile bütçesi yaparak gereksiz harcamaları n önüne geçerek artan para ile hisse senetti yada birikim hesapları iel kar payı şekilden faaliyet gösteren bankalara yatırım yaparak paranızı çoğalta bilirsiniz. Otomobil almak zorunlu olmadığı zamanlarda uzak durulması gerekiyor. Sigorta , kasko, muayene, bakım, lastik, yakıt gibi giderlerle sürekli cebinizden para çıkmasına ve aldığınızda değer kaybına neden olur. Sırf Ahmet araba aldı bende alıyım yada eşiniz istiyor diye alım yapmayın. 

Banka ile çalışmıyorsanız düzenli olarak altın alımı yapmakta iyi bir terci olabilir. para cepte durduğu gibi durmaz ile kendini harcatır. Altın para kazandırır ve birikimlerinizin artmasına neden olur. Üstelik zarar etme durumunuz borsaya göre daha düşüktür. Çalışan bir insanın en zengin olduğu dönem emekli ikramiyesini aldığı yıllardır. 

Türkiye'de İşletmecilik ve Girişimcilik 

İşletmelerde planlama hayati öneme sahip ancak işletmeciler acısından en önemsiz, gereksiz bile görülüyor. İstisnalar hariç çoğu işletmenin bir iş ve eylem planı olmadığı gibi olanlarında sadece kağıtta yazılı haliyle dosya olarak çekmece de duruyor. Özelikle girişimciler yeni bir hizmet, yada ürün bulmak ve var olan urunu geliştirmek den çok var olan işlerin, ürünlerin aynısını yapar. Kendine göre çok karlı bir iş bulmuştur ve bundan hemen faydalanmak için fırsat kaçmadan payımı alayım düşüncesi ile Pazar araştırması, karlılık oranı, işletmeciliği, pazarlaması, yönetim gibi konularında dalmadan elindeki son kuruşa kadar bütün varlığımızı riske atıyoruz. 

Kulaktan dolma ya da birkaç kere hizmet aldığı bir firmada o anlık kendine göre bir kar hesaplaması yapar ve o işe hemen dalmak isteriz. Bu durumda var olan müşteri kitlesini bölerek kendimizi ve var olan işletmelerin kar paylarını eriterek sektör deki ya da çevremizdeki işletmeleri zor duruma bırakıyoruz. Bunun sonucunda birbirinin aynısı ürün ve hizmet de hiçbir fark yaratmayan işletmeler mantar gibi çoğalarak sektörü olumsuz etkiliyor. 

Özelikle KOBİ lere yönelik işletme ve yönetim yayınları ve bilgi kaynakları yok denecek kadar az ve yetersiz. Yazılan bütün yazılar kurumsal ve büyük firmalara yönelik akademik ve araştırma yazıları olduğu için yeteri kadar faydalanamıyor. Bu durumda KOBİ Yöneticileri çevreden duyma yönetim ve danışmanlarla durumu idare etmeye çalıyorlar. Bunun sonucunda işletmeden istenen üretim ve kapasite kullanımı etkin olarak kullanamıyoruz. KOBİ leri biraz araştırma yaparsanız ne demek istediğimi net olarak görürsünüz. 


Türkiye’de girişimcilik ve işletmecilik planlamadan daha çok bir hevesle ya da hayal ile yola çıkarak yapılıyor. Bir amaç ve hedef belirlemeden mantık dan uzak daha çok duygusal olarak karar veriyoruz. Birinin olumsuz sözü ve davranışından veya iltifatından etkilenerek kararlar alıyoruz. İntikam almak, kendimizi değerli görmek ve toplum kabul ettirmek için yatırım kararları alıyoruz. Tam olarak işletmecilik, yönetim niteliklerine sahip olmadan yeni gelişen sektörden pay kapmak, popüler işler de bulunmak için anlık kararlar veriyoruz. 

Tutarlı bir işletme plan ve amacımız olmadığı için doğru bir yönetim olmadığı gibi kendimizi ve sermayemizi bir heves uğruna heba ediyoruz. Bir zaman sonra beklentilerimiz karşılayamayarak iş den soğumalar, sorunlar baş gösterir. Bu olumsuz tablo karsısında birçok bahaneler bularak suçu başkalarına atıyoruz. Yeni girişimcilere ve işletmecilere kötü bir örnek olarak onların yeteneklerini köreltmesine meydan hazırlıyoruz. Onlara bu işin yapılmaz, kazandırmadığını ve mantıksız olduğunu söyleyerek ya devlet memuru olmasını ya da bir firmada iyi bir çalışan olmasını salık veriyoruz. 


Ne Kadar Paramız Olursa Zengin Oluruz. 

Zenginlik kavramı kişiden kişiye göre ve miktara bağlı olarak değişir. Kendi ihtiyaçlarını karşılayacak kadar kazanan insanlar kendi yağında kavrulurlar. Bunlar genelde bir firma da çalışan yada kendi iş yerini açmış küçük esnaflar dır. Varlıklı demek işe giderinden fazla kazanarak yatırım. Yasayarak zenginleşmek isteyenlerdir. Zengin işe en az giderinin 3 katı kazanan insanlar oluyor ki o zaman rahat rahat yatırı. Yaparak zengin oluyorlar. 


Rakamsal olarak 80.000 TL civarında nakitti olan varlıklı, 200.000 TL üzeri olan işe zengin sayılır. Varlıklı olan insanlar genelde yüksek görevlerde bulunan insanlar, doktorlar, avukatlar, inşaat. Mühendisleri, savcılar, Orduda yada polis teşkilatında görevli olarak devlet memurlar ve özel sektörde görevli bulunan ürün müdürleri, yöneticiler, işletmeciler ve Müdürleridir. Aylık eline 3000 TL Geçen aileler de zengin olma fırsatları diğer insanlara göre çok fazladır. 

Asgari ücret alanlar zengin olamaz mı bazen bakıyoruz etrafımıza daha düşük aylık alan daha yüksek aylık alandan daha fazla yatırımlara yönelerek zengin oluyor. Bunun tek nedeni giderlerini gelirlerinin altında tutmaları yada gelirlerini giderlerinin üzerine çıkaracak fırsatları iyi değerlendirilirler. Gelir artırma yöntemleri her zaman vardır ve aynı zamanda giderlerini azaltacak bir yerler bulunur. 

Gerçekten zengin olarak istiyorsanız ilk iş giderleri azaltmak için aylık giderleri tek tek yazarak gereksiz harcamaları elemektir. Ondan sonra da gelir artırıcı yöntemlere devreye sokmalısındır. Savurganlık, gereksiz harcamaları, duygusal yatırımlardan uzak durun. Borcunuz varsa bile zengin olma durumunuz söz konusudur. 


Şans Mı Fırsat mı 

İnsanlar başarılı olmak için şans faktörünün önemli olduğunu düşünüyorlar. Oysa şans denilen bir olay yok fırsatı değerlendirmek vardır. Aslına şans dedikleri hazırlıklı olmakla fırsatı değerlendirmektir. Fırsatı değerlendirmek içinde hazır olmak gereklidir. Hazırlık yapılmadan gelen fırsatlar değerlendirilemez. Zeki insanlar kendi fırsatlarını kendileri yaratırlar. Onlar daime pazarı analiz ederek eksik olan yerleri görerek pazarlama yapacakları alanlar bulurlar yada var olan hizmetleri, ürünleri değişiklik yapmak eksikliklerini tamamlayıcı ürünler bulurlar. 

Diyelim ki 2 insan var. Biri daime hazırlıklı gözlemci ve düşünürken ve olası fırsatları değerlendirmek için nakit parasını  hazır bulundurur sürekli araştırma sonucunda bir alan bularak çok karlı işe başlarlar, Bunu yurt dışından bir ürün getirmek yada yurt dışına ürün de satmak olabilir. Diğeri de hiçbir hazırlığı yok ve tamamen duyguları ile hareket eder. 2 sinde de aynı fırsatın geldiği zaman hazır olan değerlendirirken hazır olan değerlendiremez. O zaman hazır olan şanslı mı oluyor?

Bazı iş çevrelerinde müşteriyi ikna etmek için her zaman bu fırsat kaçmaz bir daha böyle bir fırsat olmaz, Bu fırsat bilmem kaç yılda bir gelir gibi, bu iş çok yüksek karlı sizi zengin edecek gibi kelimelerle mantık süzgecinden geçirmeden insanların duygusal düşünerek yatırım yapmalarına yada ürünü satın almalarına sağlarlar. Yanlış bir yatırım yada alım yapmak yerine nakitte kalmak daha akıllıca olur. Cebinizde paranız  olduğu zaman fırsatlar bitmez ani kararla hareket edilmemelidir. 

Eğer bir işletme yada yatırım kararı aldıysanız konusunda uzman kişilere danışın ve her şeyi yazılı olarak not edin. Bunu tarafsız bir şekilde değerlendirmeye tutun. Sizi yanlış yönlendirmelerine yada eksik bilgi vererek kasıtlı olarak iyi yönlerini ön plana çıkartıcı vurgular yapanlardan uzak durmalısınız. Onların amacı size bir şeyler satarak para kazanmaktır. 


İşletmecilikte Aile Faktörünün Etkisi

Her insan bir dönemde kendi işini kurma hayali kesinlikle kurmuştur. Kendi işini kurarak zengin olmak, hayalindeki yaşama kavuşma düşüncesi ile işletme kurmak kulağa hoş geliyor. Girişimcileri işletme kurmak için bir çok kitaplar ve yazılar basılı yada internette bir çok defa işlendi ancak girişimcinin zorlandığı konular genelde tam anlamı ile dile getirilemiyor. Ailesinde girişimci bulunmayan adayların yaşadığı zorluk, diğeri de finansal stresle başa çıkamama durumu ve İşletme bilgisinin yetersizliği ilk akla gelenlerdir. 


Devlet memuru veya babası firmada maaşlı çalışan insanların çocukları girişimcilikte başarılı olamıyorlar. Çünkü onlar risk alma, işletme yönetimi, nakit yönetiminde zorluklar yaşıyorlar. Sabit maaşa göre bir yaşam düzeni gelire göre hareket etme eğilimi daha yüksektir. Ailesi çiftçi yada günlük işlerde çalışan fakirlikten gelen ailelerin çocuklarında girişimcilik daha başarılı oluyor. Onlar fakirlikten geldiğinden dolayı mücadele ruhu daha iyi ve kendilerini motive etmede daha başarılılar. Aynı zamanda fakirlikten dolayıda geride kalabiliyor. Kisinin tutumu zengin yada fakir olmasına neden olur. 


Aynı zamanda eldeki olanakları en iyi şekilde değerlendirmek zorunda kaldıkları için nakit yönetimini de daha dikkatli olup öncelikler olarak yatırımlara önem veriyorlar ve uzun zaman diliminde iş yapıyorlar. Eğitim alan Varlıklı ailenden gelenlerin % 56 varlıkları artırırken fakirlikten gelenlerin % 85 gibi civarında zengin oluyorlar. Demek ki en büyük etken bilgi dolasıyla eğitim fark yaratıyor onun içinde işletme bilgilerini artırmak en büyük yatırım oluyor. 


Baba işini devam ettirenler hazır işletmeyi alarak devam ettiriyorlar. Küçük yaşta babalarının firmalarında çalışarak, finans sorunu yaşamadan işlerin nasıl yürütüldüğünü iş adam olmak için girişimci ve işletmeci vasıflarının nasıl olduğunu uygulamalı olarak bire bir öğreniyorlar. En iyi iş adamları yokluklardan ve iflaslardan gelmiş insanlardır. Onlar sıkıntılı dönemlerde nasıl davranacaklarının önemini biliyorlar. 

İşletmeciyi bekleyen en büyük zorlukları az sermaye ile işletmeyi kurarak büyütmek için üretmek, satış yaparak para kazanıp işçilerin, faturaların, iş yerinin kira ve vergileri denkleştirmek için tahsilat yapmak iş döngüsünü yakalayana kadar insanı çatlatacak kadar baskı altına alarak stres yasatır. İlk iflasların yada sıkıntıların yaşandığı dönemdir. Onun için işletme kuracak girişimcilere en az 6 aylık zaman diliminde giderleri karşılayacak kadar nakit ayırmalarını tavsiye ediyoruz. 

Bilmediğiniz işe girmek ve plansız dar nakitle işe başlamayın. İşletmecilik bir heves yada kızgınlıkla ani kararlarla alınmamalı. Girilecek sektör enine boyuna araştırmalı, rakipler hakkında bilgi alınarak işini bilen birinin görüşlerine önem verilmelidir. Girişimcilik yapmak istediğiniz sektöre de bilginiz yoksa en az 1 yıl kadar başka bir işletme de çalışarak işin nasıl olduğunu bire bir mutfağında deneyerek öğrenin böylelikle zarar etmenizin önüne geçildiği gibi işin detaylarını da öğrenmiş olursunuz. Sizlere bayilik yada franchise vermek isteyenleri de iyi analiz edin. Bazıları sizlere kazandırmak yerine sizleri müşteri olarak görürler. En büyük sermaye akıl ve bilgidir fark yaratarak insanların sorunlarını çözen ve değer sunanlar her zaman kazanır. 

Son olarak çıraklık,kalfalıktan gelenlerde işletme kurduklarında umduklarını bulamıyorlar. Bir firmada çok iyi çalışan biri kendi işinde başarısız olmasının nedeni işletme yönetiminde yetersiz kalmasıdır. Bazı insanlar kontrol edildiğinde yada birilerinin verdikleri talimatı yerine getirmekte çok başarılılar ancak kendi başlarına kaldıklarında karar almakta zorlanıyorlar. Durumun böyle olduğunu işletme kurduktan sonra anlıyorlar ancak iş işten geçmiş oluyor. Teknikerlik ten gelen insanlar kendinden başka kimseye güvenemezler onun için her işi kendileri yapmak isterken ekip yönetiminde sorunlar yaşadıklarının işletme ve işleri büyütemiyorlar. İşletme kurmadan önce Bir daha düşünün. 


Başarılı Olmak Başarısız Olmaktan Kolay mı ! 


Başarılı olmak zor görünse de aslında başarısız olmak daha zor. Basarız olmak bir çaba gerektiriyor. Kendilerini yetersiz, değersiz, yalnızlık ve kendine saygı ve güven eksikliği içinde yasarken. Sonunda mutluluk olmayacağını bile bile devam ederler. Başarısızlığın ödülü mutsuzluk ve acıdır. Hangi insan sonu acı ve hüsran olan bir iş yapmak ister ki? Hem de katlanarak artan bir keder. Oysa başarılı olmak sununda mutluluk getiren bunun için önceden biraz açı çekmeye katlanmak yeterli. Sizce hangisi daha zor? Başarılı olmak mı başarısız olmak mı? 


Başarısız insanlar neden bu kadar çaba harcarlar? Hiçbir insan bu kadar başarısız olamaz. Bu yaratılış gayesine bile ters oysa insan her şeye sahip başarılı olmak için önemli olan bunun farkına varmak ya da tercih etmek. Bana göre bir insan başarısız olmak için başarılı olmaktan daha fazla caba gösterir. Neden mi? Çünkü insanlar kendilerini başarısız olmak için elinden geleni yaparlar. Onlar korkuyorlar ve kendilerine haklı nedenler bularak gerçek de olmayan engeller koyarlar ve bununla gurur duyarak erdem gibi algılarlar. 


Olumsuz düşünceler, çevrenin ne dediği, sorumluluk almak dan , Ben kim oluyorum ki, imkansız, kaderimiz, çevrelerinin olmadığını, imkanlarının yokluğunu öne sürerler. Asıl sorun başarılı olmak dan korkuyorlar. Oysa başarısızlığın getirdiği olumsuzluğu ve kendilerinin farkına varsalar ve ne yapmalarını gerektiğini düşünüp eyleme geçseler başarı onların ardından koşarak gelir. Yeter ki bunu istesinler. O korkular ve engeller bir anda yok olur. 

Bunun için önce durumu değerlendirip olumsuz düşünce ve insanlardan uzak durarak çalışmaya başlasınlar. İmkansız diye bir kelime yok sadece biraz zaman alır o kadar. Değmez mi bu da başarılı olmak için çaba göstermeye. Her insanın hayatında zamanla zor dönemler olur. Hayat inişli çıkışlı bir yoldur. Kimi zaman umutsuz, yorgun oluruz ama hiçbir neden başarısız olmak kadar zor değildir. Yeter ki kararlı ve azimli olun kendinize bir amaç koyarak onun ödüllerini düşünün. 


Bu Ülke Değişmez Oğlum!! Diyenler 

Türkiye ekonomi mantığının yaygın olduğu, toplumun kültüründe ekonomi, piyasa, arz, talep gibi konularda yaygın bilgi ve bilime saygı bulunan bir ülke değildir. Bu nedenle kör ekonomik milliyetçilik, garibanizim, devlet yardımı dilenme, destek ve popülizm gibi konular bol müşteri bulur. Bu ülkede tarafsızlık değil taraf olmak önemlidir. Hemşerim iseniz hassınız! Yoksa kötüsünüz! 

Hâlbuki siyaseti ekonomik gerçekçiliğin üstüne çıkartmak girişimi, yaygın kör milliyetçilik, salgın kötümserlik ve mesnetsiz, garibenizim, popülizm, her tür gözyaşları yaklaşımları toplumu kurtarmaz. Toplumu üretkenlik, verimlilik, teknolojiye ve bilime katkı ve saygı, teknolojik değişme, girişimcilik, dünyaya açıklık, arz ve talebi ve piyasayı anlamak yüceltir. Türkiye bugün iyimserlerle tedavisi mümkün olmayan kötümserlerin savaştığı, değişime inananlarla, bu ülke değişmez oğlum diyenlerin kapıştığı bir ülke. 


Türkiye, siyasetin, ekonominin gerek ve gerçeklerinin üzerine çıkarıldığı zaman yerlerde sürünen; ekonomi ucuz siyaset, garibenizim ve popülizmin altında ezildiği zaman hırpalanan, krizler yaşayan ve son yıllarda olduğu gibi ekonomi siyasetin üstünde tutulduğu zaman da atılım yapan bir ülke. Ancak birkaç yıldır ülkemizdeki en salgın ve yaygın, eski ve kötü yaklaşımlar, popülizm, garibenizim gibi olgular, bir kere daha canlanıyor.Adeta her yorumcu bir siyasetçi, her televizyon kanalı ve her gazete bir siyasî parti Zaten bizde ideolog olmayan da entelektüel sayılmaz Bu olgular nedeni ile ekonominin ilkelerine ihanet etmekteyiz. Hangi ekonomi kitabında veya kuralında Belediyeler kentin futbol takımını beslemelidir yazmakta? 

Vatandaşın çoğunluğu parksız, bahçesiz, yürüyecek sokaksız iken, belediye genele açık, halk için park, bahçe, spor alanı, yürüyüş alanı yapacağına neden futbol takımı besler ki? Eskiden solcular kabaca ulusalcı, sağcılar ise milliyetçi olurdu. Bugün tuhaf bir şekilde muhafazakâr kökenli parti sosyalist gibi, tam gün çalışan doktor istiyor, tersine modern ve sosyal görüşlü olduğunu söyleyen parti ise Profesörlerin yarım gün terzi, yarım gün tüccar olmasını savunmakta! Her şeye karşı çıkmak da 

Üstelik üzücüdür ki, bugün herkes ölçüsüz kör milliyetçi. Milliyetçilik kavramı iyice yozlaştırıldı ve saçma bir kör milliyetçilik yoluna girildi. Milliyetçilik millî maçta rakibi dövmek ve rakibe sövmek değildir. Milliyetçilik yabancı her şeye karşı olmak da değildir. Milliyetçilik ırkçılık ve ayırımcılık da değildir. 

Milliyetçilik ülkeni, insan yetiştirerek, teknoloji üreterek, bilgi yayarak, verimlilik sağlayarak, tüm fertleri ile tüm dünyada rekabet edebilir hâle getirmek için çaba sarf etmektir. Birçok ekonomik sorun konusunda artık klişeleri kullanmayı bırakıp analiz yapmaya başlamak zorundayız. Ülkemizde ekonomi konusundaki yorumlar, o kadar statik, ezber ve kötümser hâle geldi ki, artık yorumcuların birçoğunu okumaktan vazgeçtim. Çünkü bir konu gündeme geldiğinde ne yazacaklarını artık biliyorum 


zengin Olmamız; İşletme Kültürümüze Bağlı 

Zengin ve varlıklı olmayı hangi toplum ve birey istemez ki? Ancak istemek de yetmiyor bunun için ne yapılmalı, nasıl çalışmalı, nerede, ne zaman, kiminle ne için, gibi sorulara sağlam cevaplarımız olmalı. Ben istedim olmadı demek ki kısmet değilmiş diyerek kendimiz avutmayalım. Bahaneleri bırakıp plan yapmalıyız. Çalışma kavramı kişiden kişiye göre değişiklik gösterir. Kimileri kendini belirli konularda geliştir ve uzmanlaşırken, kimi de çalışmanın zadece bedenen olacağını düşünür. Bedenen çalışmak yeterli olsaydı bu zamanda en zenginler çiftçiler, inşaat işçileri ve hamallar olurdu. 

Her zaman fırsatlar kapımızı çalar. Fırsatları yakalamak için hazırlıklı olmalıyız. Akıllı insanlar fırsatlar yaratanlardır. Şans diye bir şey yok. İşletmeciler acısından da durum aynıdır. Bu zamanda zengin ve maddi özgürlüğün anahtarı işletme kültüründe yatıyor. İşletme kültürü yöneticiye bağlıdır. Yeterli yöneticilik ve işletmecilik yeteneklerine sahip insanlar amacına ulaşır. Bir işletmenin maddi ve manevi bütün varlıkları kültürü oluştur. Bulunduğu konum sektör, çalışanların ve yöneticinin bakış acısı, müşteri ilişkileri, bilgiyi kullanması, teknoloji, iç ve dış iletişim, reklam, pazarlama, satış, ürün, halkla ilişkiler vs. oluştur. 

Bir işletmenin veya ürünün belirli bir müşteri kitlesi oluşması ve markalaşması için en az 3 ile 5 yıl gibi bir zaman alır. Kurulduğu zaman en az bir yıllık giderlerini karşılayacak nakit olmalı. Girişimciler en çok nakit, yönetimi konusunda hatalar yapıyorlar. Yeterli nakit olmadığı zaman İsterse dünyanın en iyi ürünü ve hizmetini sunun yönetim sisteminde hata varsa sonuç kaçınılmaz oluyor. Bu da büyük oranda işletmenin amaçlarına ve liderlik, yöneticilik, işletme bilgisine bağlıdır. İşletmecinin yeterli bilgili ve donanımlı olası ve gerekirse yor. Bunun için gerekli eğitim, danışmanlık ve tecrübeler bulunmalı. 

İşletmeler de bulunması gereken bölüm ve ekip de yer alan kişilerin konusunda uzman kişiler olması lazım. Yeni acılan işletmelerde deneyimli elamanlara yer verilmelidir. Bir uçak düşünün; ne kadar yetenekli, teknolojik ve güvenlikli olursa olsun sistemin birinin görevini yerine getirmemesi ya da pilotun en ufak bir hatası faciaya neden olur. Eğer sistemde bir aksama var işe direk giderilmeli. 


Finansal Bilginin Önemi 

Bilgili olan güçlü ve farklı olur. Finansal bilgimizde parasal YÖNETIM ve varlık konusunda bizleri farklı varlıklı yapar. Bir şeylere sahibi olmak için o konuda bilgi sahibi olmalıyız. Bilgili olanlar ancak yönetebilir. Onun için finansal bilgi önemlidir. Finansal ve ekonomi bilgisi olmayan parayı yönetemez, parayı yönetemeyen de hayatını yönetemez ve doğru kararlar alamadığı gibi her söylenene inanmak zorunda kalır. Kurumsal veya bireysel olarak hepimiz temel finans bilgisine sahip olmalıyız. 

Yoksa birileri yanlış yönlendirir yada varlıklarımızı doğru yatırımlara yönlendiremeyiz. Böylelikle varlıklarımız erir ve boşa bir hayat harcarız. Çalışmak kadar önemli olanda parayı çalıştırmak ve yönetmektir. PARA kan gibidir bir kere cıktı mı geri gelmez ve bir bünye ne kadar güçlü, büyük olursa olsun kan olmadığında ölürse PARA olmadığında işletmelerde batar, Aileler de fakirleşir. 

İnsanlarımızın en az bilgi sahibi olduğu halde en çok konuştukları konular spor, siyaset, sağlık ve ekonomi dersem yanlış olmaz galiba sıralama. Özelikle finans konusunda insanlarımızın eğitimi yok onun içinde bazı siyasetçiler sadece giderlere, döviz kurlarına, yada cari açığa bakarak Ülke ekonomisi hakkında yorum yapıyorlar. sözde ekonomiden iyi anlayan bu zatlar. Bir veriye bakarak Ülke batı diyorlar. Onlara göre zaten DOLAR yükselse de, düşse de, faizler inse de Ülke batıyor. Oysa bir firmanın bile sadece 10 kalem üründen 2 sinde zarar ederse firmanın bütünün zarar etiğini söylemek ne kadar doğru olur ki? 

Diyelim ki Ahmet bu gün 20 TL geliri 25 TL gideri var 5 yıl sonra Ahmet Geliri 100 TL gideri 70 TL oldu sadece gidere bakarsak Ahmet iflas etmiş olmalı. Ülke ekonomisi konusunda kendilerini akıl verecek kadar ekonomist zan edenler veya ana muhalefet de aynı hatayı yapıyor oysa bütüne bakmak lazım. Sonuçta + bir para meydana geliyorsa karlı demektir. Gelir, gider, alacaklar ve borçlar, varlıklar, öz sermaye, cari işlemler, kur, revize para, birikim ve yatırımlar hesaplanmadan karar vermek doğru olmaz. 

Veriler ve tablolar aynı olduğu halde neden ekonomistler farklı yorumlar yaparlar. Birileri zararda derken giderleri karlı ve her şey yollunda diyorlar. Çünkü onlar da bilmiyorlar yada art niyetliler. Doğru bir tane olur. Onlar ne olursa olsun zarardayız derler. Özelikle tv, gazete de ekonomi haberlerine artık hiç bakmıyorum, okumuyorum çünkü kimin ne diyeceği beli onun yerine verileri bularak kendim karar vermeyi daha doğru buluyorum. 

İnsanlarımızı finansal okur yazarlık seviyelerini yükseltmeleri gerekiyor. Ancak o zaman kazançlı YATIRIM ve karlı işletmeler meydana gelir ve parasal anlamda doğru bilgilerle geleceğe dair planlar yapılmalıdır. Aksi durumda hepsi hayalden öteye gidemez ve asla o hayaller gerçekleşemez. Hayallerin gerçekleşmesi içinse plan yaparak uygulanmalıdır. Sizce de öyle değil mi? 

Finansal konularda başarılı olmak için finansal okur yazarlık seviyemiz yüksek olmalı. Parasal konularda hakim olarak gelecekteki hayallerimize ulaşmak için planlar yapılmalı ve bunu PARA ile desteklenmeli. Düşünceler ne kadar güzel olursa olsun para yoksa hepsi yalan olur. Ancak ne yazık kı ülkemizde finansal okur yazarlık çok düşük seviyelerde. 


Günlük olarak okuduğumuz yada izlediğimiz kanalarda finansal haberleri yada işletmecilikle ilgili makalelerini okumuyoruz bizlere çok sıkıcı gelir. Oysa finansal bilgimiz bizi zengin eder. Paraya yön vermek kazançlı doğru yatırım yapmakla olur. Bir çok yatırım türleri var. PARA ile para kazanmak isteyenlerin öncelikle para ile konuşmasını bilmeli ve ne düşük maliyetle en kısa zamanda kendisine geri dönüşüm sağlayacak yerde değerlendirme yapmalıdır. O zaman işte para ile para kazanmak çok kolay olur. Gititgi yerden daha fazla para getirmeyecekse bir anlamı yok. 

Finansal analizleri okuma ve yatırrım kararların karlı olup olmamasını ancak FINANS bilginiz sağlam olduğunda iyi kararlar alırsınız buda sizi kısa zamanda zengin eder. Kısaca parayı ne kadar çok iyi yönetirseniz sizin de varlıklı olma olasılığınız o kadar artar. Ama siz finansal bigi edinmek yerine müzik, futbol ve dizi izleyerek zaman geçirirseniz , ekonomi ve finans sayfalarını okumak yerine fal, magazin sayfaları okursanız bu iş olmaz 

Bireysel Nakit Yönetimi 

Öğrenci, yeni evlenecek genç bir çift, yalnız yaşayan bir kişi, birkaç çocuklu bir aile ya da emekli olabilirsiniz ama kim olursanız olun bütçe yapmanız gerekir. Gelirinizin ve giderlerinizin ne kadar olduğunu bilmek, nereye kaç para ayıracağınızı planlamak en önemli işlerinizden biri olmalı. Bütçe yapmak en göz korkutan ve sevilmeyen işlerden biridir ama bu alışkanlığı edinmek belki de elinizdeki en güçlü silahlardan biri olacak ve hayatınızı borçtan uzak ve rahat geçirmenize yardım edecektir. 

Giderlerinizin sağlıklı bir analizini yapmak için en az iki ay kuruş kuruş tüm giderlerinizi yazarak, kendi kategorilerinizi oluşturmanız gerekiyor. Bu işi yapmak için önce doğrudan giderlerinizi bir kenara yazın. Örnekleyecek olursak: kira, elektrik, su, aidat, doğalgaz, cep telefonu, telefon, ADSL, kablo/TV/Digitürk/D-Smart, yardım ve bağışlar, araç kredisi, mortgage, tüketici kredisi, kredi kartı, DASK, konut sigortası, sağlık sigortası, emlak vergisi, okul harcı, ders kitapları, yurt harcı, vs. vs… 

Sonra doğrudan çıktı olmayan bazı kategorileri yaratan harcamaları algılayabilmek için her gün harcadığınız parayı not edin. Hiçbir şeyi atlamayın: benzin, benzincide kasada alıverdiğiniz çikolata ya da sakız, içme suyu, kitap ve dergiler, sinema, tiyatro, dışarıda yenen her türlü yemek, atıştırmalık, her türlü giyim alışverişi, market ve bakkal harcamaları, otobüs, dolmuş, taksi, vapur, tramvay gibi ulaşım araçları, dilencilere verdiğiniz paralar, super loto, sayısal loto, at yarışı vs., sigara, puro, içki vs. 

Bunları en az 1 ay (ideali 2 ay) not ettikten sonra kendi kategorilerinizi oluşturun. Eminim rakamları görünce çok şaşıracaksınız. İnsan farkında dahi olmadan inanılmaz paralar harcıyor. Bunların gerekliliğini sorgulamak ve azaltılabilecek ya da tamamen elimine edilebilecekleri tespit etmek son derece önemlidir. Gereksiz Harcamaların Tespiti ve Eliminasyonu Bir ya da iki ay dikkatli bir şekilde tüm harcamalarınızı kaydedip not ettiniz ve artık geliriniz ile giderinizin hangi kalemlerden oluştuğunu biliyorsunuz. Gereksiz harcamalarınızın bu aşamada gözünüze batmaya başlaması lazım. Giderlerinizin listesini incelediğinizde bundan sonra hiç düşünmeden harcadığınız ufak tefek rakamlara dikkat etmeye başlayacağımızdan eminim. Gereksiz harcamaları bulun ve öncelikle bunlardan kurtulun. 


Eğer geliriniz gideriniz den azsa başınız dertte ve de borcunuz var demektir. Gereksiz olduğunu düşündüğünüz şeyleri elimine ettiğiniz hâlde giderler fazlaysa, bazı gerekli şeylerden de fedakarlık etmenizi, gelirinizi artırmaya çalışmanızı öneririm. Borçlarınızı ödeyinceye kadar ikinci bir işte çalışmanız, eşiniz çalışmıyorsa onun da çalışmaya başlaması, her türlü tatil, eğlence giderlerinin tamamen elimine edilmesi, dışarıda yenen yemeklerin tamamen kesilmesi yani tam anlamıyla bir kemer sıkma politikası uygulanmaya başlanması gerekecektir. Borç ödemelerini de bütçenize bir gider olarak kaydedin ve sıkı sıkıya bütçenize uymaya çalışın. Borçtan kurtulmak birinci öncelik olmalı. Kredi kartlarınızı bir ödeme aracı değil de bir borçlanma aracı olarak kullanıyorsanız hemen vazgeçin. 


Elden aldığınız borçlar da aile ve dostluk ilişkilerinizi sıkıntıya sokabilir. Bu nedenle borçlardan yani modern kölelikten bir an evvel kurtulmalısınız. Bu cep telefonunuzdan, otomobiliniz den veya uç durumlarda evinizden vazgeçmeniz demek olabilir ama gün gün daha derin borca batmaktansa, radikal çözümler bulmak ve uygulamak sizi özgür kılabilir. Tabii ki herkes için uygun bir reçete yok. Borcun miktarı, kişinin yaşı, sağlığı, geliri vs. gibi durumlar farklı çözümler gerektirir. Tek bir doğru var o da borçla uzun süre devam edemeyeceğiniz gerçeğidir. Borçsuz yaşamın tadını aldığınızda bundan vazgeçmeyeceksiniz Unutmayın borcunuz varsa, asla özgür birisi değilsinizdir. 

Gelirinizin giderinize eşit olma durumu maaştan maaşa yaşadığınızın ve tasarruf edemediğinizin bir göstergesidir. Demek ki gereksiz olmadığını düşündüğünüz harcamalarınıza dikkatle bakmalısınız. Bunları azaltıp, her ay belli bir miktar parayı tasarrufa ayırmayı öğrenmeniz gerekecek. Geliriniz giderinizden fazla bilin ki bir azınlığı temsil ediyorsunuz. Tasarruf edecek paranız kalıyor. Ya çok iyi bütçe yönetimi yapan tutumlu birisiniz ya da oldukça iyi para kazanan birisiniz. Nasıl biri olursanız olun işte size bir ipucu: Eğer geliriniz giderinizden fazlaysa, tasarruf etmeyi planladığınız parayı da bütçenize bir gider gibi kaydedin. Böylece ay sonunda artanı değil, mantıklı bir gelir gider incelemesi sonrası planladığınız rakamı biriktirmeniz kolaylaşır. Yine de ayın sonunda artan paranız varsa, ne mutlu size! 

Acil Durum Fonu Gerçek acil durumlar için 1.000-1.500 TL civarı bir paranın bir kenarda tutulmasının sayısız yararları vardır. Borç ödemeye başlamadan evvel bu parayı kenara koymak gerekir. Zira borç öderken başınıza gelebilecek acil durumlar daha derin borca batmanıza sebep olabilirler. Bunun psikolojik etkileri bile sizi doğru yolunuzdan çıkartmaya yetebilir. Pekiyi gerçek acil durum nedir? Ne değildir? Söyleyelim: Yeni bir cep telefonu, vitrinde gördüğünüz ve kendilerini almanız için adeta size yalvaran ayakkabılar ya da iş arkadaşınızın sizi de gitmeye ikna ettiği bir tatil… Bu ve benzerleri gerçek acil durumlar değildirler. Ani bir sağlık sorunu, bozulan bir buzdolabı (klima değil), geçiminizi sağlamak için mutlaka gereksinim duyduğunuz otomobilin bozulması gibi şeyler gerçek acil durumlardır. İyi de ileriye dönük para biriktirdik den sonra ne yapacağız? Bir biriktirin onu da sonra söylerim :) 

Aile Bütçesi Hazırlamanın Önemi 

Ülkemizde insanlar aile bütçeleri oluşturma gibi bir alışkanlıkları yok denecek kadar az. Oysa aile bütçesi bir çok gereksiz giderleri göz önünde bulunmasına neden olur. Bunun için hazırlanmış bir exel tablosu yada basit programlarla bunu yapmak son derece kolaydır. Aylık gelir ve giderler yazıldığı zaman insanlar nereye ne kadar aylık giderleri olduğunu yada gelirlerinin nerelere gittiğini daha kolay görürler ve gereksiz harcamalardan kaçınmalarına neden olur. 

Bir aileye ne kadar para girerse girsin bütçe yapılmadığı zaman nere gittiği ne alındığı bilinmez dolasıya da eve ne kadar para girdi çıktı bilinmez. Gelir artsa da harcamalar da artar ve her zaman para yetersiz kalır ya sonu gelmeden para bitter. Oysa bunu yapmak son derece kolaydır. Özelikle marketlerden alış veriş yaparken bir liste yoksa insanlar mantık yerine duygusal olarak alım yaparlar eve geldiklerinde bir çok şeyin gereksiz olduğunu, evde fazladan var olduğunu görürler. 


Hesaplanmadan harcama düşünmeden konuşmaya benzer. Bir ailenin harcama kalemleri gıda harcamaları, Konut kirası yada kredisi ödeme, sigara ve alkol giderleri, giyim, eğitim, Kişisel bakım, Elektrik faturası, internet faturası, iletişim faturaları, doğal gaz faturası, bakım, çocuk giderleri, Dışarıda yemek, otomobil bakım ve yakıt giderleri, yol parası, haftalık, aylık mutfak harcamaları, sigorta ödemeleri gibi çeşitlilik gösterir. Gelirler ile giderler kalem kalem yazılmalı 

Alış verişte liste yapılmalı ve alım yapılırken en az 2 kere daha düşünülmeli gerçekten benim bunu almama gerek var mı diye, Bir elbise yada telefon hoşuna gitti diye alınmamalı ve uzun dönem taksitlere girilmemeleri reklamlardaki ürünlerden almak yerine daha uygun fiyatlı ürünler de alınmalı. 

Özelikle köy kökenli şehirde yasayan insanlar satın alma yerine köyden bir çok gıdalarını getirme yada çok ucuza alarak aile bütçesinden çıkan parayı azaltabilirler. Gereksiz harcamanın önüne öyle geçilmelidir. Gereksiz yada çok nadiren kullanılacak özeliklere sahip dayanaklı ev aletlerine para verilmemelidir. Aksi durumda her zaman yetersiz kalır sizlerde bir bütçe yapmak istiyorsanız bu konuda hazır şablonlar kullana bilirsiniz. Bazı insanların sigara giderleri aylık gire giderinden çok çok fazla oluyor. Aylık 600 tl kira veren bir aile daha fazlasını sigara ve alkole veriyorlar. Bu durumda insanlar fakir değil parayı kullanmayı bilmeyenlerdir. 


Türkiye'nin Geleceği Gençlerin Elinde 


Türkiye yer altı yer üstü kaynakları bakımından zengin bir ülkedir. Yer altı zenginliği bir tarafa bırakalım yer üstü zenginliğimiz genç nüfusun çokluğu ve yetişmiş iş gücünde yatıyor. Eğer gençliğimizi iyi bir eğitimle yetiştirip beyin potansiyelini kullanırsak inanıyorum ki Türkiye hızla ilerler. Yeter ki onlara fırsat verelim bakın o zaman neler yapacaklar hayretler içinde kalırız. Yaslılara gösterilen ilgiden daha fazla genç nüfusa göstermek lazımdır. Ki ben yaslılardan daha çok gençlerimize saygı gösterilmeli onların düşüncelerine önem vermek ve ellerinden tutarak yardımcı olunmalıdır. 

Son zamanlarda girişimcilik ve işletmecilik konularına gençlerimiz ilgileniyor. Gerek özel eğitim kurumları, üniversiteler ve devlet tarafından eğitim verilerek kendi işlerini kurmasına yardım ediliyor. Fikri olup parası olmayan genç iş adamı adaylarına nakit bulmalarına, iş kurmalarına yatırım melekleri çatısı altında iş adamları, devlet tarafından destek ve teşviklerle destekleniyor. 

Eğitimli genç iş adamları babalarının kurduğu işletmeleri uluslararası firmalar haline getiriyorlar. Artık ülkelerden çok firmalar rekabet ediyor. Firmaları zengin olan ülkeler aynı zamanda her alanda güçlü söz sahibi oluyor. Yenilikçi fikirler teknoloji icat ve kesif anlamında hayret verici gelişmeler oluyor. Buda beni heyecanlandırıyor ve gurur duyuyorum. 

Hala birçok konuda eksikler var ancak bunlar kısa zamanda çözülecek ülkemizde insanımızda hak etiği noktalara doğru yol alıyor. Türk firmalarının yurt dışında ve yurt içinde yayılmacı politika ile iş yapmak için her gün uçakla en uzak noktalara kadar ürün ve hizmet satmak ülkeye para kazandırmak için çalışan işletmeciler artıyor. Artık kalkan her uçakta kesinlikle bir Türk iş adamı var. Birçok ülkede söz sahibi oldular. 

Böyle giderse yeni nesil mühendislerimiz, işletme geliştirme ve iş geliştiren adamlarız iş bağlantıları yaparak Avrupa’ya en çok ürün satan ülke konumuna geldik. İthalatımız her gecen gün artıyor. Yada o ülkelerde üretim yaparak orada ürün satmaya çalışıyorlar. Asya pazarı, Avrupa pazarında ve Afrika’da kısaca nere giderseniz gidin Türk iş adamları ve Türkiye de üretilen ürünlerle karşılaşırsanız şaşmayın. 

Eski Türk markası kötü olur düşüncesi yıkıldı. Su akar Türk bakar sözü çürütülüyor. Havacılık, sanayi, hizmet, otomobil, elektronik ve elektrik, inşaat, bankacılık, giyim, mobilya gibi sektörlerde en önde gitmeye başladılar. Ufak not eklerim Türkiye'nin toplam ithalatı Almanya'nın bira ithalatı kadar bile olmuyor. Yanı kısaca daha çok yol almamız gerekiyor. 

Türkiye yer altı yer üstü kaynakları bakımından zengin bir ülkedir. Yer altı zenginliği bir tarafa bırakalım yer üstü zenginliğimiz genç nüfusun çokluğu ve yetişmiş iş gücünde yatıyor. Eğer gençliğimizi iyi bir eğitimle yetiştirip beyin potansiyelini kullanırsak inanıyorum ki Türkiye hızla ilerler ilerler. Yeterki onlara fırsat verelim bakın o zaman neler yapacaklar hayretler içinde kalırız. Yaslılara gösterilen ilgiden daha fazla genç nüfusa göstermek lazımdır. Ki ben yaslılardan daha çok gençlerimize saygı gösterilmeli onların düşüncelerine önem vermek ve ellerinden tutarak yardımcı olunmalıdır. 

Son zamanlarda girişimcilik ve işletmecilik konularına gençlerimiz ilgileniyor. Gerek özel eğitim kurumları, üniversiteler ve devlet tarafından eğitim verilerek kendi işlerini kurmasına yardım ediliyor. Fikri olup parası olmayan genç iş adamı adaylarına nakit bulmalarına, iş kurmalarına yatırım melekleri catısı altında iş adamları, devlet tarafından destek ve teşviklerle destekleniyor. 

Eğitimli genç iş adamları babalarının kurduğu işletmeleri uluslar arası firmalar haline getiriyorlar. Artık ülkelerden çok firmalar rekabet ediyor. Firmaları zengin olan ülkeler aynı zamanda her alanda güçlü söz sahibi oluyor. Yenilikçi fikirler teknoloji icat ve kesif anlamında hayret verici gelişmeler oluyor.Buda beni heyecanlandırıyor ve gurur duyuyorum. 

Hala bir çok konuda eksikler var ancak bunlar kısa zamanda çözülecek ülkemizde insanımızda hak etiği noktalara doğru yol alıyor. Türk firmalarının yurt dışında ve yurt içinde yayılmacı politika ile iş yapmak için her gün uçakla en uzak noktalara kadar ürün ve hizmet satmak ülkeye para kazandırmak için çalışan işletmeciler artıyor. Artık kalkan her uçakta kesinlikle bir Türk iş adamı var. Bir çok ülkede söz sahibi oldular. 

Böyle giderse yeni nesil mühendislerimiz, işletme geliştirme ve iş geliştiren adamlarız iş bağlantıları yaparak Avrupa’ya en çok ürün satan ülke konumuna geldik. İthalatımız her gecen gün artıyor. Yada o ülkelerde üretim yaparak orada ürün satmaya çalışıyorlar. Asya pazarı, Avrupa pazarında ve Afrika'da kısaca nere giderseniz gidin Türk iş adamları ve Türkiye de üretilen ürünlerle karşılaşırsanız şaşmayın. 

Eski Türk markası kötü olur düşüncesi yıkıldı. Su akar Türk bakar sözü çürütülüyor. Havacılık, sanayi, hizmet, otomobil, elektronik ve elektrik, inşaat,bankacılık, giyim, mobilya gibi sektörlerde en önde gitmeye başladılar. Ufak not ekleyim Türkiye'nin toplam ithalatı almayanın bira ithalatı kadar bile olmuyor. Yanı kısaca daha çok yol almamız gerekiyor. 


İnsanlar Parayı Nereden Kazanıyor? 

Fakirlikten nasıl kurtuluruz?, Neden zengin olamıyoruz derken bu hafta da para kaynaklarını inceleyelim. Sağlıklı kararlar almak içinde neyin ne olduğunu bilmek zorundayız. Bilgimiz olmadığı konularda sağlıklı ve doğru kararlar alamayız. Başka birilerinin parasının nereden geldiğini merak etmek yerine kendimizin para kaynaklarını çoğaltmaya bakalım. Varlıklı olmak için giderleri en az seviyede gelirleri en üst seviyede tutmak lazım. 

Sadece ihtiyacımız olduğunda olduğu kadar para kazanırsak hiç bir zaman varlıklı da olamayız. Yatırımda yapamayız ihtiyaçlarımızı karşılayacak nakit paramızda olmaz. Onun için ihtiyaçlarımızdan fazla para kazanmak gerekiyor veya gelirimizin en fazla % 60'ı ile giderlerimizi karşılamak zorundayız Yoksa ömür biter elde bir şey olmaz. Biriken para ile de yeni gelir kaynaklarına yatırım yaparak gelirimize katkı sağlamak gerekiyor. 

Ne zaman zengin oluruz?
Diyeceksiniz bu kişiye göre değişmekle birlikte yatırımlarınızdan gelen para ihtiyaçlarınızı karşılayacak seviyeye geldiği zamandır. Böylelikle sizin asıl para kaynağınızı başka yatırımlar yaparak daha fazla gelirler olası için doğru yatırımlara kararlar verirsiniz. Psikolojik seviyeyi astıktan sonra hem istediğiniz bir hayatı yaşarsınız hemde parasal sorunlarınız olmaz. Ancak her zaman gelir gider dengeli olmalı. Para sorunu olmayan bir hayat yaşamak istiyorum düşüncesine kapılmayın. 

İnsanların Gelir Kaynakları; 

Ülkemizde bir çok parasal kaynaklar olmakla birlikte temelde 4 ve karma yapı ile birlikte 5 çeşit gelir kaynakları söylenebilir. tabi burada şans oyunları, define bulmak yada gayrimeşru yolları saymıyorum. Zaten onlarda anlamış değilim o işlere emek verdikleri kadar yatırım yapmak ve para kazanmak için kafa yorsalar daha kolay zengin olurlar. Üstelik para yönetimini bilmedikleri için en fazla 3 yıl sonra eskisinden daha berbat oluyorlar. 

Maaşlı çalışanlar ve Devlet Memurları; 

Her ay düzenli maaş alanlar yada maaş artı prim ile çalışanlar olup önce vergi verirler ve sonra kalanı harcarlar ondan artarsa belki yatırım yapmaya para ayıra bilirler. Bankalar tarafından kredibiletisi yüksek olup kredi verme konularında daha ayrıcalık tanıyorlar ileri doğru borçlanma yollu yatırım yapmaları faydalı olur risksiz ve karlı olması şartı ile, faiz giderleri ve tüfe oranından az kazanıyorsa uzak durun. 

Profesyoneller ve Kendi İşini Yapanlar, Serbest çalışanlar. 

Yöneticiler, Avukatlar, Danışmanlar, doktorlar. Yüksek makamlı devlet memurları ve kendi işini kendileri yapan insanlardan oluşan bir grup olup bir kısmının iş yeri varken serbest çalışmayı tercih edenlerden oluşuyor. Bu sınıftakiler genelde kendi işini kendileri yaptıkları için ekip yönetiminden uzak olduklarından giderlerinden biraz daha fazla para kazanırlar. Ancak iyi bir ekip kurma ve yatırım konularına ilgi gösterirlerse o zaman zengin olma potansiyeli çok yüksek insanlardan olurlar. Vergi ve giderler konusunda 1. sınıf gibidirler. Tek avantajları kendi planlarını kendileri yaparak istedikleri zaman çalışırlar. 

İş yeri sahipleri, İşletmeciler; 

İşletme bilgisi ve yatırım zekalarını birleştirdiklerinde gelirlerinin çok yüksek rakamlarda olma fırsatları vardır. Bir işletme önce harcar sonra kalan olursa onun vergisini verir. İşletmelerin işletme faaliyetleri, İşletme dışı faaliyetler, Finansman yönetimi ve gayrimenkul, borsa yatırımlarını kullanarak 4 yoldan kazanç sağlarlar. Bu da onları en zenginler sınıfına dail olmalarına olanak tanıyor. İyi bir ekip, İşletme bilgisi ve yatırım teknikleri konusunda gerekli danışmanlıklar dan faydalanmaları paraların para katmasına neden olur. 

Gayrimenkul ve Borsa Yatırımcısı; 

Gayrimenkul insanımızın en güvenilir ve riski en düşük kazanç garantili olduğundan dolayı tercihlerinde 1. sırada yer alır. Her ne olursa olsun yatırımın kayıp olma riski olmadığından dolayı güvenilirdir. Önemli olan alım yapılacak gayrimenkul fiyatlaması ve alımda dikkat edilecek noktaları bilinmesidir. Yanlış bir yatırım size zarar ettirmez ama karınızdan zarar etmenize neden olur. Borsadan da para kazanılır ancak bu iş tamamen uzmanlık, deneyim, sağlam psikoloji ve bilgi gerektiren bir iştir. Kesinlikle eğitimsiz ve ihtiyacı olan parayı bu işe ayırmamalıdır. Borsa çok kazandırdığı gibi risk seviyesi de yüksek olduğundan kayıp etmeniz söz konusudur. 

Yatırımcılar başkasının parasından para kazanmasını bilenlerdir. Önce kazanırlar sonra harcarlar. borçlanacaklar sa bile ya onun karşılığında yatırım yaparlar veya o borcu başkalarının ödemesine olanak tanıyacak işlere yatırım yaparlar. Bir işe girerken nasıl ödetirim mantığıyla bakarlar. Konularında uzman olup iş, işletme ve yatırım emlak bilgilerinde çoğu danışmandan daha yüksek seviyede bilgileri vardır. Kendilerine gelir getirecek fırsatları kendileri yaratır. 

Karma Model Kullananlar; 

Sağlamcı olan insanlar kısa mesafe koşmak yerine uzun mesafe yürüyerek yol almayı seviyorlar. Eşlerinin yada kendilerinin sabit gelirleri vardır. Bir akrabalarının firmalarına ortak yada birileri ile ortak gayrimenkul yatırımları vardır. Boş zamanlarında işletme ve yatırım bilgilerini artırmak için okuma ve işi bilenlerin fikirlerini almak için ziyaretlerde bulunurlar. Emlak piyasasını iyi bilirler borsada az miktarlarda işlemleri vardır. Sağlamcı oldukları için riski göz önüne alamazlar yada kendilerinin ihtiyacı olmayan paraları kullanırlar. 

Türkiye'de görünen ve görünmeyen gelirler vardır. Aylıklar ve yapılan işlerden gelen paralar görünürken ortaklıktan gelen paralar görünemiyor tam olarak. Para kaynaklarına göre insanlar nasıl hızlı zengin oluyormuş artık kıyaslama yapmak daha mantıklıdır. Sizlerde isterseniz yaparak parasal kısır döngüden çıkarak bir üst seviyeye ulaşmanız mümkündür. Ancak Ülkemizde fakirlikten kurtularak refah seviyesini yükseltmek için 60.000 civarında nakit lazım o zamana kadar da belirlenen hedefe ulaşana kadar sıkıntı çekmeyi göze almak lazım... 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder